Ülkemizde hatta tüm dünyada maddeye dayalı vahşi kapitalizm aldı başını gidiyor. Paranın peşinde koşan insanların kurduğu paranın peşinde koşan kurumlar her yanı sardı. Özelleştirmeler bir yana özelleşmemiş ama kapitalistleşmiş nur topu gibi kurumlarımız oldu.
Geçenlerde patent konusunda uzman bir kişi ile bir konuşmamız geçti. Eğer dedim ben bir icadımı tüm detayları ile master tezi yapsam ve yayınlasam ancak bunu başka bir firma üretse ve patent hakkı için size başvursa patent kimin olur? Cevabı Patent başvurusu yapan kişinin oldu.
Anlaşılan o ki Patent kanunları vb. (bir çok kanun böyledir) fikir sahibinin fikrini korumak için değil Patent Enstitüsünü (PE) zengin etmek için kullanılmaktadır. Enstitü açıkca kim patent için para verirse onun haklarını koruruz bizim fikirleri ve sahiplerini koruma gibi bir derdimiz yok demektedir.
Tabi burada PE nin aldığı para rüşvet nevinden ufak bir miktardır ancak esas bu patent ile malı götüren büyük kuruluşlar olmaktadır.
Devlet kendi eli ile kendi vatandaşlarının fikir ve haklarını korumak yerine bu fikirleri büyük firmalara peşkeş çekmektedir. Bu yol ile sadece vatandaşın haklarını yemekle kalmamakta daha sonrasında ülkemizden milyonlarca doların yurt dışına çıkmasına sebep olmaktadır.
Benzer durumlar diğer kurumlar içinde geçerlidir.
Örneğin yıllarca mahkeme kararları bir kaç hakim emekli olacak kitap yazacak diye halktan gizlendi. UYAP çalışması ile bir çok karar halkın kullanımına sunuldu. Ancak bunlarda yine bu konuda yazılım yapan firmaların sattıkları yazılımların içeriklerinde bulunan kararlar kadar geniş ve hallaçlanabilecek (handle-arama vb fonksiyonları kullanma) vaziyette değiller. Tabii mahkeme kararlarının ve mevzuatın UYAP a aktarılıp vatandaşın kullanımına sunulması bu firmalar ve bu firmaları kollayan yöneticiler tarafından engellenmiş olabilir.
Bir de tarama ve sınıflandırma için yeterli personelimiz yok gibi akla ziyan açıklamalar olabilir. Çok az eleman ile bu firmalar o işi yapabiliyorda koca Adalet Bakanlığı bu iş için eleman mı bulamıyor? Tabiki işin gerçeği bu değil. Mahkeme kararları ve evrakları davalı ve davacı tarafından kaç kere fotokopi çektiriliyor. Bunun yerine o çekim esnasında tarama yapılsa bile evraklar taranmış olacaktır. Bu da ilk önce dava sahiplerine açılabilir (şimdi açılan belge sayısı az taramalar az) daha sonra da gerekli işlemler yapılıp halkın kullanımına açılabilir.
Tabii bu durumda mahkemelerimizin, hakimlerimizin, hukukumuzun içler acısı durumu halk tarafından açık seçik görülecektir. Bu da ayrı bir tehlikedir.
Mevzuat, mahkeme kararları sınırlı ve paralı bir kısım insana sağlanmalı ki onlarda kazandıklarından devletin bir kısım yerlerine koklatsınlar. Ey o koku için milletini satan kurum ve kuruluşlar ve başındakiler uyanın bir kısım paralı adamları değil halkın çıkarlarını gözetin. Kişisel ve kurumsal rüşvet almayın.
Benzer durum TSE içinde geçerli TSE zorunlu standartlar oluşturmakta ancak bunları yayınlamamaktadır. Zorunlu standartlar bütün vatandaşların bilmesi gereken bilgilerdir. Ancak TSE bilinmemesi için elinden geleni yapmaktadır. Bir kaç TSE standardını satacağım diye halkın cahil bırakarak bir nevi halkını satmaktadır. Yöneticilerimizin çok basiretsizce ve kapitalist bir kafa ile buradan kazanılacak üç beş kuruşu kar bilmesi çok sığ bir düşüncedir. Esas kar milletin bu standardları okuması anlaması ve uygulaması olacaktır. Bu nedenle tüm standardların ivedilikle PDF olarak internet üzerinden bedava dağıtılması gerekir.
Bir başka kurum Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) bu kurum bayındırlık birim fiyatlarını para ile satıp 3-5 kuruş kazanacağım diye mi? yoksa başkaları malı hamudu ile götürsün diye mi? bilinmez . Birim fiyatları ve tariflerini para ile satmaya çalışmaktadır. Hatta bunu diğer kamu kuruluşlarına bile para ile satmaktadır. Ancak burada esas fayda bu birim fiyatların herkes tarafında bilinmesidir. Zaten bu iş ile ilgili bir çok kişide ÇŞB a para yatırıp bunları almıyorlar özel firmalardan alıyor. Dolayısı ile devlet 3 -5 kuruş için milletin çıkarını (bilmek öğrenmek uygulamak) kaspetmektedir.
30 Ekim 2014 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)